25 Ocak 2026 Pazar
Tekstil ve aksesuar dünyasında bir ürünü rakiplerinden ayıran en önemli detaylardan biri, markanın imzasını taşıyan etiketlerdir. Son yıllarda hem dayanıklılığı hem de prestijli görünümüyle öne çıkan deri etiket, özellikle denim (kot), dış giyim, çanta ve ayakkabı sektöründe vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir. Peki, bir deri etiketi bu kadar özel kılan nedir ve üretim süreci nasıl işler?
Deri, doğası gereği zamansız bir materyaldir. Bir giysinin üzerine yerleştirilen deri etiket, sadece marka adını belirtmekle kalmaz; aynı zamanda kaliteyi, emeği ve tarzı temsil eder.
Dayanıklılık: Yıkama, sürtünme ve zamana karşı en dirençli etiket türlerinden biridir.
Prestij: Derinin dokusu, ürüne premium bir hava katar ve tüketicide “kaliteli ürün” algısını güçlendirir.
Çeşitlilik: Hakiki deri, suni deri (jakron) veya geri dönüştürülmüş deri gibi farklı seçeneklerle her bütçeye ve tasarıma uyum sağlar.
Başarılı bir ürünün arkasında titiz bir deri etiket imalatı süreci yatar. Bu süreç, sadece bir parçayı kesmekten çok daha fazlasını içerir:
Tasarım ve Malzeme Seçimi: İlk adımda etiketin boyutu, rengi ve kullanılacak deri türü belirlenir. Tasarımın modern mi yoksa vintage bir görünüme mi sahip olacağı bu aşamada kararlaştırılır.
Baskı ve İşleme Teknikleri: Deri üzerine marka logosu işlenirken farklı teknikler kullanılır. “Sıcak baskı” (gofre) ile derinlik algısı yaratılabilir, “lazer kazıma” ile en ince detaylar işlenebilir veya “serigrafi baskı” ile renkli tasarımlar hayata geçirilebilir.
Kesim: Modern imalat tesislerinde lazer kesim veya bıçaklı kesim teknikleri kullanılarak, etiketin kenarlarının pürüzsüz ve hatasız olması sağlanır.
Son Kontrol: Üretilen etiketler, yıkama testlerine ve dayanıklılık kontrollerine tabi tutularak kullanıma hazır hale getirilir.
Doğru seçilmiş bir etiket, müşterinin ürünle kurduğu ilk fiziksel temaslardan biridir. Deri etiket imalatı sürecinde gösterilen özen, doğrudan markanızın vizyonunu yansıtır. Eğer ürünlerinizde hem doğallığı hem de şıklığı bir arada sunmak istiyorsanız, deri detayların gücünden faydalanmak en doğru stratejilerden biri olacaktır.
Görkem Yalçınkaya’nın yürüttüğü sosyal sorumluluk çalışmaları, tek bir başlıkla sınırlı kalmayan; yardım, eğitim, üretim ve hazırlık kavramlarını aynı çatı altında ele alan uzun soluklu bir anlayışa dayanıyor. Bu yaklaşım, afet anlarında sahada olmayı kadar, normal zamanlarda da toplumsal dayanıklılığı güçlendirmeyi hedefliyor.
6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen gönüllü çalışmalar, bu anlayışın sahadaki en görünür örneklerinden biri oldu. Yalçınkaya, deprem bölgesinde yaklaşık 40 gün boyunca aktif olarak bulunarak sağlık, beslenme, hayvan bakımı ve temel yaşam ihtiyaçlarına yönelik birçok organizasyonda sorumluluk üstlendi. Yardım faaliyetleri yalnızca ilk günlerle sınırlı kalmadı; bölgedeki günlük hayatın yeniden kurulmasına katkı sağlayacak şekilde devam etti.
Bu süreçte yeme-içme organizasyonlarından lojistik koordinasyona, temel ihtiyaç tedarikinden saha düzenine kadar birçok başlıkta görev alındı. Depremden etkilenen hayvanların bakımı, besicilere yem ve bakım desteği sağlanması gibi çoğu zaman geri planda kalan ihtiyaçlara da özel önem verildi. Sağlık alanında gönüllü ekiplerle birlikte hareket edilerek hijyen, temel sağlık hizmetleri ve düzenli yaşam koşullarının sağlanmasına katkı sunuldu.
Sahada öne çıkan çalışmalardan biri de, berberlerin seyyar şekilde bölgeye ulaştırılması oldu. Bu uygulama, yalnızca bir hizmet sunumu değil; insanların moralini, özsaygısını ve gündelik hayat duygusunu yeniden kazanmasına yönelik sembolik ama etkili bir adım olarak değerlendirildi.
Yalçınkaya’nın yaklaşımı, yaşanan afetin ardından şekillenen reflekslerle sınırlı kalmıyor. İstanbul başta olmak üzere olası depremlere yönelik risklere dikkat çeken çalışmalara da ilgi gösteriliyor. Bu kapsamda, kentsel dönüşüm, afet bilinci ve şehir dayanıklılığı üzerine düzenlenen konferans ve panellere katılım sağlanarak; konunun yalnızca bina güvenliği değil, sosyal yapı, mahalle kültürü ve ekonomik sürdürülebilirlik boyutlarıyla ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
Öte yandan Yalçınkaya’nın sosyal sorumluluk hattında eğitim önemli bir yer tutuyor. Depremden etkilenen ailelerin çocuklarına yönelik eğitim bursları, gençlerin eğitim hayatlarını sürdürebilmelerine katkı sağlarken; bu desteklerin uzun vadede toplumsal iyileşmenin temel unsurlarından biri olduğu ifade ediliyor.
2025 yılı sona ererken, bugüne kadar yürütülen çalışmaların kurumsal ve sürdürülebilir bir zemine oturtulması hedefleniyor. 2026 yılında ise, depremzede ailelerin yanı sıra kadınlar ve genç nüfusa yönelik iş odaklı, meslek kazandıran eğitim programlarının hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu eğitimlerin, üretime ve istihdama doğrudan karşılık gelen alanlarda verilmesi ve katılımcıların aktif olarak iş hayatına dahil edilmesi amaçlanıyor.
Görkem Yalçınkaya sürece ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Yardım etmek kadar, insanlara kendi ayakları üzerinde durabilecekleri alanlar açmak da önemli. Dayanışmayı geçici değil, kalıcı kılmak istiyoruz.”
Yalçınkaya sözlerini şöyle tamamladı:
“Afetler bize hazırlıklı olmayı, eğitim ise güçlü kalmayı öğretir. İkisini birlikte düşünmeden gerçek bir iyileşmeden söz etmek mümkün değil.”
‘KURULUŞ ORHAN’IN 7. BÖLÜMÜ NEFELERİ KESECEK
ORHAN BEY, KUTSAL MABED ŞÖVALYELERİYLE KARŞI KARŞIYA !!!
ORHAN BEY İLE FLAVİUS AYNI CEPHEDE!
Yayınlanan bölümleriyle gündemin zirvesinden düşmeyen ‘Kuruluş Orhan’, atv’de Çarşamba akşamı 20.00’de yayınlanacak yedinci bölümüyle de izleyenleri ekrana kilitleyecek. Nefesleri kesecek.
Hristiyanlığın karanlık tarikatı Kutsal Mabed Şövalyeleri, Anadolu’yu kana bulamak ve yeni bir Haçlı Seferi başlatmak için uçlara gelmiştir. Bizans İmparatoru’na alçakça saldıran Kutsal Mabed Şövalyelerinin hedefinde Orhan Bey ve ailesi vardır. Kutsal Mabed Şövalyelerinin acımasız lideri Hector, Orhan Bey’in en yakınlarından birinin ele geçirilmesini ister.
Bu hain planın ilk adımı ise Fatma Hatun üzerinden atılacaktır.

İmparator’a yapılan alçakça saldırının ardından Orhan Bey ve Flavius, Kutsal Mabed Şövalyelerini bulup hesap sormak için güçlerini birleştirir. Ancak bu iş birliği, ezeli düşmanlığı gölgeleyemeyecektir.
Orhan Bey, Kutsal Mabed Şövalyelerinin izini sürmek için nasıl bir plan yapacaktır?
İmparator saldırısından kurtulan Dafne, Kayı Obası’nda misafir edilir. Fakat onun gelişiyle obada soğuk rüzgarlar eser. Dafne’nin varlığı, Nilüfer ve Malhun Hatunlar arasında yeni bir çatışmanın kapısını mı aralayacaktır? Melek yüzlü tehlike Dafne’nin asıl amacı, İmparator’u ölü ya da diri bulmaktır. Peki Dafne emeline ulaşabilecek midir?
Flavius, Akçora olarak yeniden Fatma Hatun’un karşısına çıkar.
Fatma’ya, Yiğit’le evlenip evlenmeyeceğini sorar. Fatma ne cevap verecektir?
Ezeli düşmanlığın ortasında filizlenen bu imkansız aşk, Fatma ve Flavius’u nereye sürükleyecektir?
Obada Halime’nin talibiyle Dursun arasında çıkan mesele büyür; Dursun kafesli çadıra atılır.
Aldığı ceza, Halime ve Dursun arasındaki adı konulmamış duyguları daha da alevlendirecek midir?
Malhun Hatun’un dikkatini üzerine çeken Halime, bu evlilik meselesinden sıyrılabilecek midir?
İmparator’a yapılan saldırının ardından Kutsal Mabed Şövalyeleri dur durak bilmez; bu kez hedefleri Armodies’tir. Orhan Bey, Türk topraklarına tasallut eden bu acımasız örgüte karşı nasıl bir hamle yapacaktır? Ve bu hamle hangi yeni felaketlerin kapısını aralayacaktır?
Kutsal Mabed şövalyeleri, Orhan’a zarar vermek için yeni bir plan kurar.
Hector, şövalyelere emri verir: Orhan’ın en yakınlarından biri ele geçirilecektir. Bu hain planın ilk adımı Fatma üzerinden atılacaktır. Fakat Flavius’un bundan haberi yoktur. Flavius, Fatma Hatun’u kurtarmak uğruna kimliğini açığa çıkaracak mıdır?
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve İl Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla İl Yönetim Kurulu Toplantısı düzenlendi. İl Başkanlığı’ndaki toplantıda, güncel siyasi gelişmeler ele alınırken, Somali’nin Türkiye Büyükelçisi Fathuddin Ali Mohamed de “Yabancı Diplomatların Gözünden Türk Dış Politikası” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
Büyükelçi Mohamed, Türkiye–Somali ilişkilerine dair önemli açıklamalar yaptı.
Somali Türkiye Büyükelçisi Fathuddin Ali Mohamed, “Şunu özellikle ifade etmem gerekiyor ki AK Parti sadece Türkiye’nin bir partisi değil aynı zamanda hem İslam aleminin hem özellikle Afrika’nın bir partisi. Fas’ta, Endonezya’da, Malezya’da çocuklar Türkiye’yi takip ediyor. 20 yılı aşkın bir süredir yapılan çalışmalar, yapılan fiziki altyapı, üst yapı, ülkenin gelişimi gösterdi ki bu ülkenin gerçek yöneticisi AK Parti’dir.” diye konuştu.
“İki millet olarak birbirimizle entegre olduk”
Büyükelçi Mohamed, Somali halkının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu sevgiyi şu sözlerle anlattı:
“Biz Somali’de genel olarak hep şunu söyleriz. Erdoğan sadece Türkiye’nin lideri değil. Erdoğan bütün hepimizin lideri. Ayrıca iki millet olarak Somali ve Türkler birbirimizle çok entegre olduk. Hem ekonomik olarak, siyasi, eğitim ve politik olarak.”
Soğuk havaların yaklaştığı şu günlerde, kombilerin sorunsuz çalışması konfor ve güvenlik için büyük önem taşıyor. Özellikle İstanbul gibi büyük bir şehirde, profesyonel kombi servisi hizmetlerine olan talep her geçen gün artıyor. Hem enerji tasarrufu sağlamak hem de olası arızaların önüne geçmek için düzenli bakım ve uzman müdahale şart. Peki, İstanbul’da güvenilir bir kombi servisi seçerken nelere dikkat etmek gerekiyor?
Kombiler, içerdikleri karmaşık sistemler nedeniyle uzmanlık gerektiren cihazlardır. Yanlış müdahaleler yüksek maliyetlere ve güvenlik risklerine yol açabilir. İstanbul kombi servisi hizmeti veren yetkin firmalar, bu riskleri ortadan kaldırarak pek çok avantaj sunar. Bu avantajlar arasında arızaların doğru tespiti, enerji verimliliğinin artırılması, beklenmedik masrafların önlenmesi, cihaz ömrünün uzatılması ve en önemlisi güvenli kullanım yer alır.
İstanbul’da her yıl binlerce konutta kombi tamiri İstanbul hizmetine ihtiyaç duyulmaktadır. Arızaların çoğu, düzenli bakım eksikliğinden veya cihazın yıpranmasından kaynaklanır. En sık karşılaşılan sorunlar kombinin su kaçırması, peteklerin yeterince ısınmaması, ateşleme problemleri, basınç dalgalanmaları, sıcak su dengesizliği ve anormal çalışma sesleridir. Bu gibi durumlarda kesinlikle amatör müdahalelerden kaçınmak ve derhal uzman bir servis çağırmak gerekir.
Yılda en az bir kez yapılan kombi bakımı, uzun vadede ciddi kazanımlar sağlar. Düzenli bakım sayesinde kombi daha az enerji tüketir, doğalgaz faturasında gözle görülür bir düşüş yaşanır, ani arıza ihtimali minimize edilir ve cihaz ömrü uzar. İstanbul kombi servisi veren firmalar, kapsamlı bir kontrol ve temizlik işlemi gerçekleştirerek olası sorunları henüz başlamadan engeller.
İstanbul’da hizmet veren çok sayıda firma arasından doğru tercihi yapmak için bazı kriterlere dikkat etmek faydalı olacaktır. Seçeceğiniz servisin yetkili ve sertifikalı bir ekibe sahip olması, şeffaf bir fiyatlandırma sunması, orijinal yedek parça kullanması, acil durumlarda 7/24 destek vermesi ve yapılan işlemler için garanti sağlaması önemlidir. Bu özellikleri taşıyan servisler, hem teknik sorunu çözer hem de sizi uzun vadede güvende hissettirir.
Kış aylarını konforlu ve problemsiz geçirmek için kombi bakımınızı ihmal etmeyin. Profesyonel bir İstanbul kombi servisi ile çalışmak, enerji tasarrufu sağlarken ailenizin ve iş yerinizin güvenliğini de garanti altına alacaktır.