01 Haziran 2026 Pazartesi
‘Dizimde Sıvı Bitmiş’ İfadesi Doğru Değil…
Halk arasında “dizimde sıvı bitmiş” olarak dile getirilen durumun doğru olmadığını belirten Özel Sağlık Hastanesi Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, eklem sıvılarının tükenmediğini söyledi.
Eklem sıvısının (sinovyal sıvı) temel görevinin eklemi beslemek ve adeta yağlayarak sürtünmeyi azaltmak olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Öztürk, “ Eklem sıvısı; doğduğumuzda içeriye bir kereliğine konmuş olan ve deposu bittiğinde artık tükenen bir şey değildir. Vücudumuz o sıvıyı üretmeye devam eder” diye konuştu.
ASIL SORUN KIKIRDAKTA
Hastaların şikayet ettiği durumun aslında farklı bir nedeni olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Arman Öztürk, şu bilgileri verdi: “Genellikle burada kastedilen şey sıvının miktarı değil; kalitesi ve kıkırdak yapının durumudur. Diz, kalça ya da omuz ekleminde kıkırdak yüzey zamanla inceldiğinde, eklem içinde hasarlanmış, yıpranmış alanlar arttığında, yani halk arasında “kireçlenme” dediğimiz süreç başladığında eklem yüzeyleri daha pürüzlü hâle gelir. Sürtünme artar, ağrı ortaya çıkar. İşte bu tablo çoğu zaman “sıvı bitmiş” şeklinde ifade edilir. Aslında problem çoğu vakada sıvının yokluğu değil; kıkırdağın, bağların, menisküsün ve kemiğin yıpranmasıdır”
HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN
Hastalığın uzman doktor gözetiminde tedavi edilebildiği dile getiren Dr. Arman Öztürk, şöyle devam etti: “Çoğu hasta, sıvı bittiyse artık yapılacak bir şey yok diye düşünüyor. Tedavide kilo kontrolü, kas güçlendirme, doğru egzersiz, yüklenme düzenlemesi, gerektiğinde enjeksiyon tedavileri, etkilenmişse psikolojinin yönetimi ve bazı hastalarda ise cerrahi müdahale seçenekleri bulunuyor. Bu durum birçok insanın başına gelebilecek bir süreçtir; ancak diz tamamen “sıfır” hâline dönmese de doğru planlanmış, kişiye özel tedaviler ile ağrısız, kaliteli ve aktif bir hayat sürmek birçok hastada mümkündür. Belki de artık “Dizlerinin sıvısı bitmiş” demek yerine “Dizlerinin bakım zamanı gelmiş.” cümlesini kullanmak daha doğru olur”
“Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart”
Türkiye’nin yılda 21,5 milyon tona yakın süt üretmesine rağmen çocukların düzenli süt tüketimi konusunda önemli bir farkındalık eksikliği bulunduğuna dikkat çeken Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada süt ve süt ürünlerinin sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek tüketicilere kayıtlı, denetlenen ve ambalajlı ürün tercih etme çağrısında bulundu.
Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9’unu oluşturduğunu söyledi.
Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Süt ve süt ürünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip.”
ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı’nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, “Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar” dedi.
Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, “Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve ‘çiftçinin emeği ak süte kara çalmak’ akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız” dedi.
“Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor”
Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, “Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı” diye konuştu.
Çallı, “Gelişmiş ülkelerde örneğine rastlanmayan sokak sütü satışlarının, ‘doğal’, ‘organik’ ya da ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir” dedi.
“Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli”
Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi.
Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi:
“Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tüketimindeki artış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor.”
“Türkiye’nin güçlü süt sanayisi korunmalı”
Türkiye süt sektörünün bugün 100’ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB’ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi.
“Türkiye’nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta önemli başarılar elde ediyor” diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.
Bodrum’un eşsiz atmosferinde bayram coşkusu, Türk pop müziğinin yıldız ismi Edis’in sahne performansıyla zirveye taşındı.
Bayramın ilk gecesinde Titanic Luxury Collection Bodrum’da sahne alan Edis, temposu hiç düşmeyen performansıyla misafirlere unutulmaz anlar yaşattı. Sahne enerjisi, sevilen hit şarkıları ve etkileyici görsel şovlarıyla misafirlere hafızalardan silinmeyecek bir gece yaşatan sanatçı, Bodrum’da müzik dolu bir bayram rüzgarı estirdi.

“Bayramlar Birlik ve Beraberliğin En Güzel Zamanı”
Gece boyunca konuklar, sanatçının en sevilen parçalarına hep bir ağızdan eşlik ederken sahnedeki yüksek tempo ve güçlü atmosfer bayram coşkusunu zirveye taşıdı. Art arda seslendirdiği hit şarkılarla enerjiyi her an daha da yükselten Edis, sahnede duygularını da paylaştı: “Bu güzel bayram gününde hepiniz hoş geldiniz. Sağlıklı, mutlu nice bayramlarımız olsun. Hepimizin bayramı kutlu olsun. Bayramlar, sevginin, paylaşmanın ve bir arada olmanın en güzel zamanı, bu gece burada oluşan birlik duygusu ve enerji benim için unutulmaz.”
Başta Muğlalı hemşehrileri olmak üzere Muğla Barosu camiasının, yakın dostlarının ve tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutlayan Türkmen Erol, bayramların toplumsal bağları güçlendiren önemli manevi değerler taşıdığını ifade etti.
DAYANIŞMA VE KARDEŞLİK VURGUSU
Türkmen Erol açıklamasında:“Bayramlar; kırgınlıkların geride bırakıldığı, sevgi, saygı ve hoşgörünün büyüdüğü özel günlerdir. Kurban Bayramı’nın ülkemize sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik getirmesini diliyorum.” ifadelerine yer verdi.
MUĞLALI HEMŞEHRİLERİNE MESAJ
Muğla’nın dayanışma kültürü güçlü bir şehir olduğuna dikkat çeken Türkmen Erol, özellikle bayram sürecinde ihtiyaç sahiplerinin unutulmaması gerektiğini belirtti.
Türkmen Erol:“Paylaşmanın ve yardımlaşmanın en kıymetli şekilde hissedildiği bu özel günlerde; büyüklerimizi ziyaret etmeyi, çocuklarımızı sevindirmeyi ve ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olmayı ihmal etmemeliyiz.” dedi.
MESAJINI İYİ DİLEKLERLE TAMAMLADI
Av. U. Efsun Türkmen Erol, mesajının sonunda şu ifadelere yer verdi:
“Başta kıymetli Muğlalı hemşehrilerimiz olmak üzere, tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; halkımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni ediyorum.”
Türk pop müziğinin sevilen ismi Mustafa Sandal, bayramın ikinci günü Merit Park Hotel sahnesinde hayranlarıyla buluştu. Yoğun katılımla gerçekleşen konser gecesinde sanatçı, 1994 yılından günümüze uzanan hit şarkılarıyla adeta müzikal bir zaman yolculuğu yaşattı.
Konserine sevilen parçası “Aya Benzer” ile başlayan Mustafa Sandal, sahne enerjisi ve dinamik performansıyla gece boyunca misafirlerden büyük alkış aldı. Sanatçı, repertuvarında yer verdiği “İndir”, “Suç Bende”, “Demo”, “İsyankar”, “Gönlünü Gün Edeni”, “Pazara Kadar”, “Gidenlerden”, “Aşka Yürek Gerek”, “Onun Arabası Var” ve “Jest Oldu” gibi unutulmaz şarkılarıyla konuklara nostalji ve eğlenceyi bir arada yaşattı.
Salonun tamamen dolduğu gecede, misafirler şarkılara hep bir ağızdan eşlik ederken, sahne performansına eşlik eden dans gösterileri geceye ayrı bir dinamizm kattı. Konser boyunca konuklarla sık sık sohbet eden Mustafa Sandal, samimi tavırlarıyla da büyük beğeni topladı.
Sahneden yaptığı konuşmada tüm misafirlerin bayramını kutlayan sanatçı, yaklaşık otuz yılı aşan müzik kariyerinin sevilen eserlerini peş peşe seslendirerek Merit Park Hotel sahnesinde unutulmaz bir performansa imza attı.
Gecenin sonunda uzun süre ayakta alkışlanan Mustafa Sandal, enerjisi ve sahne hakimiyetiyle Merit Park Hotel misafirlerine hafızalarda yer edecek bir konser gecesi yaşattı.