07 Kasım 2026 Cumartesi
Bir turnike sistemi, fiziksel geçiş engelleri ile elektronik doğrulama ünitelerini (kart okuyucu, biyometrik sensör veya QR kod tarayıcı) birleştiren otomasyon tabanlı güvenlik altyapısıdır. Temel amacı, bir alana giriş veya çıkış yapacak kişilerin yetkisini saniyeler içinde sorgulamak ve yetkisiz kişilerin geçişini mekanik olarak engellemektir.
Modern turnike çözümleri şu bileşenlerden oluşur:
Mekanik Gövde: Paslanmaz çelikten üretilen, dış darbelere ve hava koşullarına dayanıklı iskelet yapı.
Kontrol Kartı (Beyin): Okuyuculardan gelen sinyalleri işleyerek mekanizmaya kilit açma komutu veren elektronik kart.
Geçiş Okuyucuları: RFID kart, parmak izi, yüz tanıma veya turnikeye entegre barkod/QR okuyucular.
Her mekanın güvenlik seviyesi ve insan sirkülasyonu farklıdır. Doğru turnike sistemi seçimi yapılırken alanın iç veya dış mekan olmasına ve günlük geçiş yoğunluğuna dikkat edilmelidir.
En yaygın ve maliyet etkin turnike modelidir. Üç kollu döner mekanizması sayesinde aynı anda tek kişinin geçişine izin verir.
Kullanım Alanları: Metro/tramvay istasyonları, okullar, stadyumlar, şantiyeler ve yemekhane girişleri.
Estetiğin, prestijin ve akış hızının ön planda olduğu alanlar için tasarlanmıştır. Optik sensörleri sayesinde arkadan kaçak geçişleri (tailgating) anında tespit ederek sesli uyarı verir.
Kullanım Alanları: Plaza girişleri, holding merkezleri, bankalar ve kamu kurumları.
Tavandan tabana kadar tam kapalı bir kafes yapısına sahip olan bu sistemler, tırmanma veya altından geçme girişimlerini tamamen ortadan kaldırarak maksimum güvenlik sağlar.
Kullanım Alanları: Askeri tesisler, cezaevleri, enerji santralleri ve yüksek güvenlikli fabrika çevre nizamiyeleri.
Bir iş yerinde personel turnikesi kullanmak yalnızca güvenliği artırmakla kalmaz; aynı zamanda Personel Devam Kontrol Sistemi (PDKS) yazılımlarıyla entegre edilerek operasyonel süreçleri dijitalleştirir:
Mesai ve Vardiya Takibi: Personelin işe giriş-çıkış saatlerini saniyesinde kaydeder, geç kalma veya erken çıkış raporlarını otomatik oluşturur.
Ziyaretçi Yönetimi: Dışarıdan gelen misafirlere geçici kartlar atanarak bina içinde nerelere erişebileceği sınırlandırılabilir.
Acil Durum Senaryoları (Drop-Arm): Yangın veya deprem gibi afet anlarında sistem otomatik olarak kolları boşa çıkarır (düşen kol özelliği) ve binanın hızlıca tahliye edilmesini sağlar.
Güvenilir bir turnike satış sürecinde sadece ürünün anlık maliyeti değil, uzun vadeli sürdürülebilirliği göz önünde bulundurulmalıdır:
Malzeme Kalitesi: Açık alanda kullanılacak turnikelerin korozyona dayanıklı AISI 304 veya AISI 316 kalite paslanmaz çelik gövdeye ve IP koruma sınıfına sahip olması gerekir.
Yedek Parça ve Servis Ağı: Mekanik aşınmalar yaşandığında hızlı müdahale edebilecek teknik servis desteği ve yedek parça temin süresi kritik önem taşır.
Yazılım Uyumluluğu: Satın alınan donanımın mevcut işletme yazılımlarınızla (kartlı geçiş, yemekhane, öğrenci/personel takip sistemleri) sorunsuz API desteği sunması şarttır.
SHOW TV’nin yeni dizisi ‘Cevher’in oyuncuları, okuma provasında bir araya geldi.
Başrollerini Elçin Sangu ve Ertan Saban’ın paylaştığı dizide Elçin Sangu, üstün zekâsıyla hayatın zorluklarına meydan okuyan üç çocuk annesi Cevher’e hayat verirken Ertan Saban ise karizması, disiplini ve gözü karalılığıyla öne çıkan başarılı komiser Mert’i canlandırıyor.
Fabrika Yapım imzalı, yapımcılığını Öner Arslanel’in üstlendiği dizinin yönetmen koltuğunda Yüksel Aksu otururken senaryosunu Burcu Yılmaz kaleme alıyor. Salih Fahlioğulları’nın kreatif yapımcılığını üstlendiği, dünya çapında ilgi gören Fransız yapımı ‘High Intellectual Potential’ın Türkiye uyarlaması olan ‘Cevher’, birbirinden tamamen farklı iki karakterin yollarının kesişmesiyle gelişen olayları, mizahı ve duyguyu bir araya getiren sıra dışı bir hikâyeyi ekrana taşıyacak.
Dizinin oyuncu kadrosunda Elçin Sangu, Ertan Saban, Hasibe Eren, Elit Andaç Çam, Anıl İlter, Sedef Akalın, Berna Cındıl, Alican Altun, Gökçem Çoban, Mert Özen, İlay Karataş ve Rüzgar Eser Düzenli yer alıyor.

Mizahı, gizemi ve duyguyu bir araya getiren ‘Cevher’ yakında SHOW TV’de!
4. Türk-Alman Ekonomi Konferansı’na katılan ZEISS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Christian Martin, Türkiye ile Almanya arasındaki ticari iş birliklerinin hızlandırılması, teknolojik entegrasyonun güçlendirilmesi ve ortak büyüme fırsatlarının artırılmasının önemini vurguladı.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) iş birliğinde, Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) ve Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TATSO) katkılarıyla düzenlenen 4. Türk-Alman Ekonomi Konferansı, Ankara’da gerçekleştirildi. Türk ve Alman kamu kurumları ile iş dünyasının üst düzey temsilcilerini buluşturan konferansta, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı.
Konferans kapsamında düzenlenen oturumlara katılan ZEISS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Christian Martin, Türkiye’nin gelişen sanayi altyapısı ile Almanya’nın ileri teknoloji birikiminin bir araya gelmesinin, özellikle ileri üretim teknolojileri, yarı iletkenler ve sağlık inovasyonu alanlarında önemli fırsatlar sunduğuna dikkat çekti.
Türkiye ile Almanya arasındaki ticari büyüme fırsatlarını artırmayı ve hızlandırmayı hedefleyen ZEISS Türkiye, Avrupa pazarıyla iş hacmini geliştirmek ve teknolojik entegrasyonunu güçlendirmek isteyen iş ortakları için güvenilir bir köprü olma misyonunu sürdürüyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Martin, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye ile Almanya arasındaki iş birliğini, özellikle ileri üretim teknolojileri, yarı iletkenler ve sağlık inovasyonu gibi yüksek katma değerli alanlarda daha da derinleştirmek için önemli fırsatlar bulunuyor. Türkiye dinamik ve büyüyen bir sanayi altyapısı sunarken, Alman şirketleri güçlü teknolojik yetkinliklere sahip. Bu iki gücün daha yakın bir şekilde buluşturulması, inovasyonu hızlandırabilir, daha yüksek katma değer yaratabilir ve küresel rekabet gücünü artırabilir.
Türkiye ile Almanya arasındaki standartların ve düzenleyici çerçevelerin uyumlaştırılmasını ve ortak inovasyon ekosistemlerinin güçlendirilmesini önemli görüyoruz. ZEISS Türkiye olarak ileri teknolojilerimiz ve çözümlerimizle Türkiye’nin sanayi dönüşümünü desteklemeye kararlıyız.”
“Türkiye’de, Türkiye İçin” yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren ZEISS Türkiye, ileri teknoloji çözümleri ve uluslararası deneyimiyle Türkiye’nin sanayi ve teknoloji dönüşümünü desteklemeye, Türk ve Alman iş dünyası arasında uzun vadeli iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamaya devam ediyor.
Ciddi mitral kapak yetersizliği ile kalp kasının kalınlaşarak kalpten kan çıkışını zorlaştırdığı hastalık (hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati – HOKMP) bulunan 64 yaşındaki Şerife Berat Araz’a Türkiye’de ilk kez bu klinik tabloda, mitral kapağın kateter yoluyla klip kullanılarak onarılması işlemi (Mitral Transkateter Edge-to-Edge Repair – M-TEER) uygulandı. İşlemi gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş, açık kalp ameliyatına gerek kalmadan kasık toplardamarından kalbe ulaşılarak mitral kapağa klip yerleştirildiğini belirtti. Ateş, işlem sonucunda ileri derecedeki mitral kapak yetersizliğinin hafif düzeye gerilediğini, kalbin sol karıncığından çıkan kanın önündeki basınç farkının ise 70 mmHg’den 15 mmHg’ye düştüğünü açıkladı.
Türkiye’de girişimsel kardiyoloji alanında ilk kez gerçekleştirilen vakaya ilişkin bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş, yüksek tansiyon ve yorgunluk şikayetleri son aylarda artan 64 yaşındaki Şerife Berat Araz’ın yapılan tetkiklerinde ciddi mitral kapak yetersizliği ile kalp kasının kalınlaşarak kalpten kan çıkışını zorlaştırdığı hastalığın (hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati – HOKMP) tespit edildiğini söyledi.
Hastanın kalbin sol karıncığından ana atardamara kanın çıkış yaptığı bölgede ciddi daralma bulunduğunu belirten Ateş, bu durumun kalbin kanı vücuda göndermesini zorlaştıran önemli bir basınç farkına yol açtığını ifade etti.
Hastaya daha önce iki kez kalp damarlarının görüntülendiği anjiyografi işlemi (koroner anjiyografi – KAG) yapıldığını ve aort ile mitral kapaklara yönelik cerrahi tedavi önerildiğini aktaran Ateş, hastanın cerrahi girişim istemediğini belirtti.
Hastanın durumunun kardiyoloji konseyinde ayrıntılı olarak değerlendirildiğini ifade eden Doç. Dr. Ateş, “Hastamızda mitral kapağın kalbin kasılması sırasında öne doğru hareket etmesi (sistolik anterior hareket – SAM) vardı. Ayrıca kalbin sol karıncığından çıkan kanın önündeki basınç farkı (sol ventrikül çıkış yolu gradyenti – LVOT gradyenti) 70 mmHg düzeyindeydi. Kalp kasının kalınlığı da kalınlaşmış kalp kası dokusunun kontrollü olarak küçültülmesini amaçlayan kateter yöntemi (alkol septal ablasyon) açısından uygun değildi. Tüm bu faktörleri birlikte değerlendirerek farklı bir girişimsel tedavi seçeneğine yöneldik” dedi.
Hastanın klinik ve anatomik özellikleri göz önünde bulundurularak mitral kapağın kateter yoluyla klip kullanılarak onarılması işleminin (Mitral Transkateter Edge-to-Edge Repair – M-TEER) uygulanmasına karar verildi.
Açık kalp ameliyatı olmadan mitral kapağa klip yerleştirildi
Gerçekleştirdikleri işlemi anlatan Doç. Dr. İsmail Ateş, açık kalp ameliyatı yapılmadan sağ kasık toplardamarından kateterle kalbe ulaştıklarını söyledi.
Kalbin sağ ve sol kulakçığını birbirinden ayıran duvardan kontrollü şekilde geçerek sol kulakçığa ulaştıklarını belirten Ateş, ardından özel kateter sistemi aracılığıyla mitral kapağa ilerlediklerini ifade etti.
Ateş, “Mitral kapağın karşılıklı iki yaprakçığının orta bölümleri (A2-P2 segmentleri) arasına bir adet klip yerleştirdik. Yemek borusundan yapılan kalp ultrasonografisi (transözofageal ekokardiyografi – TEE) eşliğinde kapak yaprakçıklarının klip tarafından uygun şekilde kavrandığını ve klibin doğru pozisyonda, stabil olduğunu kontrol ettik. Uygun konumu doğruladıktan sonra klibi bırakarak işlemi tamamladık” dedi.
Kalbin çıkış yolundaki basınç farkı 70’ten 15 mmHg’ye geriledi
İşlemin hemen ardından yapılan değerlendirmelerde önemli sonuçlar elde ettiklerini belirten Doç. Dr. Ateş, ileri derecedeki mitral kapak yetersizliğinin 1+ seviyesine, yani hafif düzeye gerilediğini söyledi.
Kalbin sol karıncığından ana atardamara doğru kanın çıktığı bölgedeki basınç farkında da belirgin azalma sağlandığını ifade eden Ateş, “İşlem öncesinde kalbin sol karıncık çıkış yolundaki basınç farkı (LVOT gradyenti) 70 mmHg düzeyindeydi. İşlem sonrasında bu değer 15 mmHg’ye geriledi” diye konuştu.
Doç. Dr. Ateş, böylece uygulanan işlemin yalnızca ciddi mitral kapak yetersizliğini azaltmakla kalmadığını, kalp kasının kalınlaşarak kanın çıkışını zorlaştırdığı hastalığa (hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati – HOKMP) eşlik eden çıkış yolu darlığında da belirgin iyileşme sağladığını belirtti.
Doç. Dr. Zeynettin Kaya görüntüleme aşamasında ekibe destek verdi
İşlemin ileri kardiyak görüntüleme aşamasında Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zeynettin Kaya’nın ekibe destek verdiğini belirten Ateş, mitral kapağa klip yerleştirilmesinde anlık ve ayrıntılı görüntülemenin büyük önem taşıdığını söyledi.
Ateş, “İşlem boyunca yemek borusundan yapılan kalp ultrasonografisi (transözofageal ekokardiyografi – TEE) ile kalp içerisindeki kateterin ve klibin konumunu takip ettik. Mitral kapak yaprakçıklarının doğru şekilde kavranması, klibin stabilitesi ve işlem sonrasında kapağın fonksiyonlarının değerlendirilmesi görüntüleme eşliğinde gerçekleştirildi. Doç. Dr. Zeyneptin Kaya da işlemin bu görüntüleme aşamasında ekibimize destek verdi” ifadelerini kullandı.
“İki önemli sorunda belirgin iyileşme sağladık”
Vakanın Türkiye açısından önemine dikkat çeken Doç. Dr. İsmail Ateş, şöyle konuştu:
“Hastamızda ciddi mitral kapak yetersizliğinin yanı sıra kalp kasının kalınlaşarak kalpten kan çıkışını zorlaştırdığı hastalık (hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati – HOKMP) ve buna bağlı ciddi sol karıncık çıkış yolu darlığı (LVOT obstrüksiyonu) bulunuyordu. Hastamız cerrahi tedavi istemiyordu ve diğer girişimsel seçenekler açısından da anatomik sınırlılıklar söz konusuydu. Konsey değerlendirmesinin ardından mitral kapağın kateter yoluyla klip kullanılarak onarılması işlemini (M-TEER) uygulama kararı aldık. İşlem sonucunda ciddi mitral kapak yetersizliği hafif düzeye gerilerken, kalbin çıkış yolundaki basınç farkının 70 mmHg’den 15 mmHg’ye düştüğünü gördük. Böylece iki önemli sorunda da belirgin iyileşme sağladık.”
Türkiye’de ilk kez uygulandı
Ciddi mitral kapak yetersizliği ile kalp kasının kalınlaşarak kalpten kan çıkışını zorlaştırdığı hastalığın (hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati – HOKMP) birlikte bulunduğu bu klinik tabloda mitral kapağın kateter yoluyla klip kullanılarak onarılması işleminin (M-TEER) Türkiye’de ilk kez gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. İsmail Ateş, vakanın özellikle açık kalp cerrahisi istemeyen ve uygun hasta seçimi yapılan kompleks vakalar açısından önemli olduğunu ifade etti.
Ateş, işlem sonucunda ileri derecedeki mitral kapak yetersizliğinin hafif düzeye gerilemesi ve aynı zamanda kalbin çıkış yolundaki basınç farkının 70 mmHg’den 15 mmHg’ye düşmesinin başarılı sonucun iki önemli göstergesi olduğunu kaydetti.