24 Ağustos 2026 Pazartesi
620’yi aşkın katılımcı firma ile 100’den fazla ülkeden profesyonel ziyaretçiyi ağırlayacak F İstanbul, 26–29 Ağustos’ta İstanbul’da düzenlenecek. TÜİK verilerine göre 2025 yılında 27,8 milyar dolarlık ihracata ulaşan Türkiye tarım, gıda ve içecek sektörü; fuardaki üç ayrı B2B alanında dünyanın önde gelen perakende zincirlerinin satın alma yöneticileri, ithalatçılar, distribütörler, toptancılar ve gıda tüccarlarıyla doğrudan iş bağlantıları kuracak.
Türkiye’nin gıda, içecek, ambalaj ve üretim teknolojileri alanındaki önemli uluslararası ticaret platformlarından F İstanbul Uluslararası Gıda Endüstrisi Fuarı; “Sürekli Yeni İhracat Bağlantıları” hedefiyle, yeni ticaret sezonunun başlangıcında Türk üreticilerini dünyanın dört bir yanından gelen profesyonel alıcılarla buluşturuyor. Gıda ve içecek ürünlerinden şekerleme ve atıştırmalıklara, gıda katkı maddelerinden işleme, ambalaj ve üretim teknolojilerine kadar sektörün tüm değer zincirini aynı platformda bir araya getirecek olan fuarın bu yılki vizyonu; “Yeni Sezon… Yeni Alıcılar… Yeni Bağlantılar…”
3 salondan 6 salona, 268 katılımcıdan 620+ katılımcıya…
2022 yılında 3 salonda 268 katılımcıyla başlayan F İstanbul yolculuğu, beşinci yılında 620’nin üzerinde katılımcı firmaya ulaştı. Beş yılda katılımcı sayısını iki kattan fazla artıran fuar, aynı dönemde 3 salondan 6 salona çıkarak fuar alanını da iki katına taşıdı. Bu yıl ise 6 salon ve 60.000 metrekarelik alanda 620’nin üzerinde katılımcı firmayı ağırlayacak olan F İstanbul, 100’den fazla ülkeden 15.000’in üzerinde kayıtlı profesyonel ziyaretçi hedefliyor. F İstanbul’un uluslararası ziyaretçi yapılanmasının merkezinde doğrudan ticaret yapan profesyoneller bulunuyor.
İthalatçılar • Distribütörler • Toptancılar • Gıda Tüccarları • Zincir Market Satın Almacıları
Ziyaretçi profilinin %70’ten fazlasının satın alma kararlarında doğrudan yetkili profesyonellerden oluşması, F İstanbul’u yalnızca ürünlerin sergilendiği bir organizasyon olmaktan çıkararak yeni tedarikçilerin bulunduğu, distribütörlüklerin görüşüldüğü ve ihracat bağlantılarının kurulduğu güçlü bir B2B ticaret platformuna dönüştürüyor.
27,8 milyar dolarlık ihracat gücüne sürekli yeni ihracat bağlantıları
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü 2025 yılını 27,8 milyar dolarlık ihracatla tamamladı. Sektörün ulaştığı bu büyüklük, Türkiye’nin küresel gıda ticaretindeki üretim gücünü ortaya koyarken ihracatın sürdürülebilir büyümesi açısından yeni pazarlara ve doğrudan alıcılara erişimin önemini de artırıyor. F İstanbul’un temel hedefini de bu ihtiyaç oluşturuyor: Sürekli Yeni İhracat Bağlantıları.
Fuar; Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarından gelen profesyonel alıcıları Türk üreticilerle doğrudan buluşturuyor. Katılımcı firmalar fuar boyunca yeni ithalatçılar ve distribütörlerle tanışma, alternatif pazarlara açılma, uluslararası zincirlerin tedarik ağlarına girme ve uzun vadeli ihracat ilişkilerinin temelini atma fırsatı yakalıyor.
3 ayrı B2B alanında yüz yüze ticaret imkânı
F İstanbul’u klasik fuar modelinden ayıran en önemli özelliklerden biri, organizasyonun merkezine yüz yüze ikili iş görüşmelerini yerleştiren B2B modeli. Fuar kapsamında 3 ayrı B2B alanı, farklı alıcı ve katılımcı gruplarını doğrudan bir araya getirmek üzere kurgulandı. Bu alanlarda gerçekleştirilecek görüşmeler, genel networking anlayışından farklı olarak alıcı ve satıcı arasında planlanmış birebir ticari görüşmelere dayanıyor.
F İstanbul’un geliştirdiği dijital altyapı sayesinde katılımcılar ve satın almacılar fuar başlamadan önce birbirlerini ve ürünleri inceleyebiliyor, uygun firmalarla eşleşebiliyor, görüşme talebi gönderebiliyor ve randevularını oluşturabiliyor. Fuar alanında ise bu dijital eşleşmeler, özel B2B alanlarında gerçekleştirilen yüz yüze iş görüşmelerine dönüşüyor. Böylece ticari görüşme süreci fuar kapıları açıldığında değil, fuar öncesinde dijital ortamda başlıyor; fuar sırasında fiziksel görüşmeyle devam ediyor.
Dijital eşleştirme, randevu planlama ve fiziksel ikili görüşmeleri aynı yapı içerisinde buluşturan bu model, F İstanbul’u Türkiye’de öncü, uluslararası ölçekte ise benzerleri sınırlı olan B2B odaklı fuar organizasyonlarından biri haline getiriyor. F İstanbul bu yaklaşımıyla yalnızca kaç kişinin fuarı ziyaret ettiğine değil, doğru alıcının doğru üreticiyle kaç nitelikli ticari görüşme gerçekleştirdiğine odaklanan bir fuar modelini de ortaya koyuyor.
“Marketlerin Marketi”
22’yi aşkın ülkeden 50’den fazla küresel zincir marketin satın alma yöneticileri, fuar kapsamında İstanbul’a gelerek üretici ve tedarikçilerle doğrudan görüşmeler gerçekleştirecek. Bu güçlü satın almacı yapılanmasıyla “Marketlerin Marketi” kimliğini öne çıkaran F İstanbul, Türk gıda üreticilerine dünyanın farklı ülkelerindeki zincir marketlerin satın alma karar vericilerine doğrudan ulaşma imkânı sunuyor.
Fuar alanında oluşturulan Buyers Lounge ve B2B görüşme alanlarında, üreticiler ile satın almacılar önceden planlanmış ikili iş görüşmelerinde bir araya gelecek. Böylece Türk üreticileri yalnızca ürünlerini sergilemekle kalmayacak; dünyanın farklı pazarlarında ürünlerinin raflara girmesine karar veren satın almacılarla doğrudan aynı masaya oturacak.
Dünyanın farklı pazarları İstanbul’da
Türkiye’nin önemli ihracat pazarları arasında bulunan Irak ve Suriye ülke katılımlarıyla F İstanbul’da yer alırken onur ülkesi Özbekistan ise resmi bir heyet ve 70 firma ile fuara katılıyor. Bulgaristan, Çin, El Salvador, Hindistan, İran, Kırgızistan ve Mısır da ülke stantları ve üretici firmalarıyla F İstanbul 2026’da yerini alıyor. Farklı coğrafyalardan üreticilerin, ihracatçıların, ithalatçıların, distribütörlerin, toptancıların, gıda tüccarlarının ve satın almacıların aynı platformda buluşması, F İstanbul’u yalnızca Türk firmalarının dünyaya açıldığı bir fuar değil, farklı ülkeler arasında yeni ticaret bağlantılarının kurulduğu uluslararası bir buluşma noktası haline getiriyor.
Üretimden rafa gıda endüstrisinin tüm değer zinciri aynı çatı altında
F İstanbul, nihai gıda ürünlerinin yanı sıra gıda endüstrisinin üretim altyapısını oluşturan teknoloji ve çözümleri de aynı fuar çatısı altında buluşturuyor. İşlenmiş gıda, içecek, şekerleme, atıştırmalık, kuru meyve ve gıda katkı maddelerinden; gıda işleme makineleri, ambalaj sistemleri ve üretim teknolojilerine kadar geniş bir ürün grubunun sergilendiği fuar, ziyaretçilere sektörün tüm tedarik zincirini tek organizasyonda inceleme imkânı sağlıyor. Bu yapısıyla F İstanbul, hem nihai ürün satın almacılarına hem de üretim kapasitesini geliştirmek isteyen sanayicilere yönelik kapsamlı bir ticaret ortamı sunuyor.
Ticaret Bakanlığı’ndan “Prestijli Fuar” desteği
25 yılı aşkın fuarcılık deneyimiyle So Fuar tarafından organize edilen F İstanbul, T.C. Ticaret Bakanlığı Prestijli Fuar Desteği kapsamında yer alıyor. Katılımcı yerli firmalar, ilgili şartlar kapsamında sağlanan devlet desteğinden yararlanarak uluslararası pazarlara açılma ve yeni alıcılarla buluşma fırsatı elde ediyor.
BRICS+ Moda Zirvesi’nin yeni sezonu, 28-30 Eylül 2026 tarihlerinde Moskova’da düzenlenecek. Son yıllarda hızlı büyüyen ekonomilerin moda sektörleri için, önde gelen yıllık buluşma noktalarından biri haline gelen etkinlik, aynı zamanda bu pazarlar arasında doğrudan bağlantı kuruyor. BRICS’in akredite etkinlikleri arasında yer alan forum, bugüne kadar 109 ülkeden uzmanları bir araya getirdi. Geçen sezon ise marka yöneticileri ve tasarımcılardan perakendecilere, yatırımcı ve sektör otoritelerine kadar 15 binden fazla konuğu ağırladı.
Türkiye, BRICS+ Moda Zirvesi’nin en güçlü katılımcılarından biri olmayı sürdürüyor. Aynı zamanda elyaftan nihai hazır giyim ürününe kadar üretim zincirinin tamamının ülke sınırları içinde faaliyet gösterdiği dünyadaki az sayıdaki ülkeden biri konumunda bulunuyor. Türkiye, Avrupa Birliği’nin hazır giyim tedarikçileri arasında Çin ve Bangladeş’in ardından üçüncü sırada yer alırken, küresel ölçekte de en büyük 10 hazır giyim ihracatçısından biri. Bu konum Türkiye’yi, etkinliğe iş ortakları ve yeni ihracat olanakları aramak üzere katılanlar açısından önemli pazarlardan biri haline getiriyor.
Asya’dan Latin Amerika’ya tek program
Türk şirketleri her yıl foruma yoğun katılım gösteriyor. BRICS+ Moda Zirvesi’nin sektörün en çok ilgi gören etkinliklerinden biri olması da bu ilgiyi destekliyor. Etkinlik, Asya, Afrika, Ortadoğu ve Latin Amerika’daki moda pazarlarını tek bir programda buluşturarak, bu kadar geniş bir coğrafyayı bir araya getiren tek format olma özelliğini taşıyor.
Zirve, 13 milyondan fazla nüfusa, gelişmiş bir perakende pazarına ve Avrasya’nın en büyük moda merkezlerinden birine sahip Moskova’da gerçekleştiriliyor. Programda moda, teknoloji, e-ticaret, üretim ve yatırım konularında 40’tan fazla oturum yer alıyor ve katılımcılar ilgi alanlarına uygun başlıklara erişebiliyor. Etkinliğin iş odaklı bölümü sahnedeki oturumlarla sınırlı kalmıyor. Katılımcılara özel networking olanakları sunulurken, organizatörler bu ölçekteki etkinliklere katılımın başlıca nedenlerinden biri olan toplantıların ve bağlantıların kurulmasına da destek veriyor.
“Sektörümüzün geleceğini işbirliği şekillendirecek”
Modest Fashion Weeks by Think Fashion Kurucusu ve CEO’su Özlem Şahin Ertaş, “BRICS+ Moda Zirvesi, küresel moda gündemini yerleşik moda merkezlerinin ötesine taşıyarak ve farklı pazarlarda ortaya çıkan yaratıcılığa, bilgi birikimine ve iş potansiyeline daha fazla görünürlük kazandırarak yeni bir anlatı ortaya koyuyor. Yaklaşımını özellikle anlamlı kılan nokta, yalnızca modayı sergilemekle sınırlı kalmaması. Markaları, moda platformlarını, perakendecileri, kurumları, teknoloji şirketlerini ve sektör liderlerini bir araya getirerek bütün moda ekosistemleri arasında bağlantı kuruyor” dedi.
Türk ve küresel moda sektörünün önemli isimlerinden, Uluslararası Hazır Giyim Federasyonu İcra Kurulu Üyesi Cem Altan da bu yıl yeniden Zirve’ye katılacak. Cem Altan, “Moskova’daki BRICS+ Moda Zirvesi’ne her katıldığımda, sektörümüzün geleceğini rekabetten çok işbirliğinin şekillendireceğine dair inancım daha da güçlendi. Zirve, hem yerleşik hem de gelişmekte olan pazarlardan tasarımcı, üretici, marka, teknoloji şirketi, politika yapıcılar ve sektörel birlikleri benzersiz bir bileşimde bir araya getirerek, anlamlı bir diyaloğun kurulabileceği bir ortam yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’den konuşmacı ve tasarımcılar Moskova’da
Yeni sezonun konuşmacıları arasında, Özlem Şahin Ertaş ile Antalya Moda Haftası Kurucusu Eda Meltem Yılmaz’ın yanı sıra, diğer saygın profesyoneller yer alacak. Türk şirketleri uzun yıllardır Rusya’daki varlıklarını genişletirken, Zirve’ye de sezonlar boyunca Türkiye’den heyetler katılıyor.
Aynı dönemde Moskova, 26 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında yükselen tasarımcılara yönelik dünyanın en büyük moda etkinliği Moskova Moda Haftası’na da ev sahipliği yapacak. Türkiye Moskova podyumunda, Antalya Moda Haftası’nın düzenli katılımcıları Gökhan Yavaş ve Murat Aytulum’un yer aldığı karma bir defileyle temsil edilecek.
“KARANLIKTA KUMPAS”IN İLK GÖSTERİMİ ALİAĞA’DA GERÇEKLEŞECEK
ŞAFAK SEZER’İN YENİ OYUNU ALİAĞA’DA PERDE AÇACAK
Şafak Sezer’in uzun bir aradan sonra tiyatro sahnesine dönüşünü gerçekleştireceği “Karanlıkta Kumpas”, ilk gösterimini Aliağa’da yapacak. Seyirciyi de hikayenin bir parçası haline getiren interaktif oyun, Aliağa Sanat Günleri kapsamında 28 Ağustos Cuma günü Ulaş Bayam Açık Hava Tiyatrosu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.
SEYİRCİ DE OYUNUN BİR PARÇASI OLACAK
“Karanlıkta Kumpas”, izleyiciyi doğrudan hikayenin içine dahil eden interaktif kurgusuyla dikkat çekiyor. Şiddetli bir kar fırtınası sırasında izole bir çiftlik evinde yaşanan cinayetle başlayan hikâyede, seyirciler de soruşturmanın bir parçası haline geliyor. Şüphelileri sorgulayan, ipuçlarını değerlendiren ve olayın çözümüne katkı sunan izleyiciler, oyunun gidişatında aktif rol üstleniyor. Oyunun finaline ise seyircilerin vereceği kararlar yön veriyor.
“KARANLIKTA KUMPAS” GÜÇLÜ OYUNCU KADROSUYLA ALİAĞA’DA
Ali Erkan Ersezer’in kaleme aldığı ve Ebru Kara’nın yönettiği “Karanlıkta Kumpas” oyununda Şafak Sezer’in yanı sıra Şebnem Özinal, Zeynep Kankonde, Özgür Özgülgün, Burak Alkış, Deniz Oral, Ömür Arpacı ve Bensu Begoviç rol alıyor.
Aliağa Sanat Günleri kapsamında 28 Ağustos Cuma günü saat 21.00’de Ulaş Bayam Açık Hava Tiyatrosu’nda perde açacak “Karanlıkta Kumpas”, ilk gösterimiyle Aliağalı tiyatroseverlerle buluşacak.
EFSANE SARI DONDURMA MOTORU 20 YIL SONRA YENİDEN SOKAKLARDA!
‘DONDURMAM GAYMAK: GAPITAL’ 16 EKİM’DE SİNEMALARDA!
Türk sinemasının unutulmaz mizah klasiklerinden ‘Dondurmam Gaymak’, 20 yıl aradan sonra devam filmiyle beyaz perdeye dönüyor. Unik Film Yapım imzalı, yönetmen koltuğunda Eyüp Boz’un oturduğu ve senaryosunu Eyüp Boz ile Melik Saraçoğlu’nun kaleme aldığı ‘Dondurmam Gaymak: Gapital’ filminin teaser afişi ve fragmanı yayınlandı.

Yıllar önce Ali Usta’nın sarı dondurma motoruyla hafızalara kazınan samimi Ege hikayesi, bu kez günümüzün değişen dünyasıyla yeniden hayat buluyor. Çekimleri Muğla’nın eşsiz atmosferinde gerçekleştirilen film, Ege insanının sıcaklığını, kendine has mizahını ve samimiyetini bir kez daha sinemaseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.
Kahkaha, Dostluk Ve Dondurma Bu Kez Büyük Bir Mücadeleye Dönüşüyor!
Amerika’da başarılı bir finans kariyeri sürdüren Kamil, oğlunun isteği ve merhum Ali Usta’nın vefat haberiyle çocukluğunun geçtiği Ula’ya dönmek zorunda kalır. Kasabaya adım attığında, Ali Usta’dan yadigâr kalan efsanevi ‘Nasip Dondurmaları’nın borç batağına saplandığını ve itibarını kaybettiğini görür.
Amerika’nın soğuk dünyası ile çocukluğunun geçtiği Muğla arasında bir tercih yapmak zorunda kalan Kamil, arkadaşlarıyla el ele vererek hem Ali Usta’nın mirasını hem de kasabanın ruhunu dev markalara karşı korumak için kolları sıvar.
‘Dondurmam Gaymak: Gapital’ bir Ege kasabasının, mirasını ve ruhunu koruma mücadelesini kahkaha dolu bir dille beyaz perdeye taşıyor.
Başrollerini Cengiz Bozkurt, Okan Çabalar, Atakan Çelik ve Mehtap Bayri’nin paylaştığı filmin güçlü oyuncu kadrosunda Zehra Yılmaz, Abdullah Burak Kaya, Gülnihal Demir ve Yasin Çam da yer alıyor.
‘Dondurmam Gaymak: Gapital’, 16 Ekim’de CJ ENM dağıtımıyla sadece sinemalarda!
Yeniden Refah Partisi Eskişehir İl Başkanı Faruk Güler, Eskişehir’de uzun süredir gündemde olan kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Deprem riskine karşı güvenli yapıların oluşturulmasının ertelenemeyecek bir sorumluluk olduğunu belirten Güler, özellikle riskli mahallelerde yaşayan vatandaşların belirsizlik içinde bırakılmaması gerektiğini söyledi.
KENTSEL DÖNÜŞÜM ERTELENMEMELİDİR
Eskişehir’de ekonomik ömrünü tamamlamış ve depreme karşı yeterli güvenliği sağlamayan yapıların bulunduğunu ifade eden Güler, dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini belirtti.
Güler, “Kentsel dönüşüm yalnızca eski binaların yıkılıp yerine yenilerinin yapılması değildir. Buradaki temel mesele vatandaşlarımızın can güvenliğidir. Deprem meydana geldikten sonra yaşanacak kayıpları konuşmak yerine bugünden gerekli tedbirleri almalıyız” dedi.
RİSKLİ YAPI ENVANTERİ AÇIKLANMALIDIR
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinin riskli yapılara ilişkin güncel verileri kamuoyuyla paylaşması gerektiğini söyleyen Güler, dönüşümde öncelik verilecek bölgelerin açık biçimde belirlenmesini istedi.
Güler, “Şehrimizde kaç riskli bina bulunduğu, hangi mahallelerin öncelikli olduğu ve çalışmaların ne zaman başlayacağı açıklanmalıdır. Vatandaşlarımız kendi evlerinin ve mahallelerinin durumunu bilmelidir” ifadelerini kullandı.
HAK SAHİPLERİ MAĞDUR EDİLMEMELİDİR
Kentsel dönüşüm projelerinin vatandaşların ekonomik şartları dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini vurgulayan Güler, yüksek maliyetlerin dar gelirli ailelerin önünde engel oluşturmaması gerektiğini belirtti.
Kira ve taşınma desteğinin güncel ekonomik koşullara uygun olması gerektiğini söyleyen Güler, “Vatandaşın evini yenileyelim derken onu borç yükü altında bırakamayız. Hak sahipleri süreç boyunca bilgilendirilmeli, mülkiyet hakları korunmalı ve hiçbir aile barınma sorunuyla karşı karşıya bırakılmamalıdır” dedi.
DÖNÜŞÜM ORTAK AKILLA YÜRÜTÜLMELİDİR
Projelerin mahalle sakinleri, meslek odaları, üniversiteler ve ilgili kurumların katılımıyla hazırlanması gerektiğini ifade eden Güler, alınan kararların şeffaf biçimde paylaşılması çağrısında bulundu.
Güler açıklamasını, “Eskişehir’in kentsel dönüşüm konusunda kaybedecek zamanı yoktur. Belediyeler siyasi ve bürokratik tartışmaları bir kenara bırakarak güvenli konutlar için somut bir yol haritası açıklamalıdır. Yeniden Refah Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini ilgilendiren bu sürecin takipçisi olacağız” sözleriyle tamamladı.