Haber Şafak

Haber Şafak

20 Ekim 2026 Salı

Tek çıkar yol Milli Üretim Ekonomisinde

Tek çıkar yol Milli Üretim Ekonomisinde
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kemal Abdullahoğlu ülke ekonomisini değerlendirerek “Tek çıkar yol Milli Üretim Ekonomisinde”
dedi.

AP Parti Sözcüsü Kemal Abdullahoğlu, Hayat pahalılığı ve geçim zorluğuna kalıcı çözümün üretimin süreklip arttırılmasından geçtiğini söyledi. Tarım, hayvancılık, sanayi ve turizm başta olmak üzere ekonominin bütün alanlarında sürekli üretim artışının sağlanması hayati derecede önem arzetmektedir.

Ancak 24 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın bu gerçeğin farkında bile olmadığını görüyoruz.

Üretim artışına güçlü destek verme yerine tarım ve hayvancılık dahil bir çok ürün grubunda ithalatı önceleyen politikalar
ekonomiye ciddi sorun ve olumsuzluklar getirmiş bulunmaktadir.

Abdullahoğlu,“Buradan uyarıyorum
özellikle katma değeri yüksek üretim alanlarında, üretimi sürekli arttırmadan enflasyon kalıcı biçimde düşmeyeceği gibi dar gelirli milyonların geçim sıkıntısını yok etmek de mümkun olmayacaktır.”

FİYAT YÜKSELİŞLERİNİN TEMELİNDE ARZ VE TALEP DENGE BOZUKLUĞU VAR.

Serbest piyasa ekonomisinin temelinde arz ve talep dengesindeki planlama ve doğru öngörü yatmaktadır. Abdullahoğlu, Fiyat hareketlerinin sadece nihai satıcı ve marketler üzerinden tartışılmasının gerçekçi olmadığını ifade etti.

Abdullahoğlu, “Serbest piyasa ekonomisinde arz ve talep miktarı fiyatların oluşmasında temel unsurlardır. Üretim talepden fazlaysa fiyat üzerindeki baskı azalır fiyat duşer.Üretim miktarı talebin altında kalmışsa fiyat yükselir.

SÜREKLİ DENETİM YAPILSIN AMA ARZ VE TALEP DENGESİ UNUTULMASIN

Marketler ve gıda fiyatları üzerinden yürütülen denetim tartışmaları çözüm için yeterli değildir. Abdullahoğlu, “ Tarladan fabrikaya, fabrikadan pazar ve markete kadar üretim ve dağıtımın her aşamasında en küçük detaya kadar planlanlama ve denetim son derece önemlidir.

TURİZM, İHRACAT, TARIM , SANAYİ GİBİ TÜM ALANLARDA BÜYÜME VE ÜRETİM ARTIŞI SÜREKLİ OLMALIDIR.

AP Genel Başk.Yard ve Parti Sözcüsu Kemal Abdullahoğlu, “Biz ısrarla sürekli büyüyen Milli Üretim Ekonomisi diyoruz. Türkiye’nin tek çıkış yolu daha fazla ve sürekli büyüyen üretimden geçmektedir.” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Franchise Dünyası İstanbul’da Buluştu

Franchise Dünyası İstanbul’da Buluştu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

15–18 Ekim’de İstanbul Yenikapı Avrasya Fuar Merkezi’nde düzenlenen 24. Bayim Olur musun? – Be My Franchise Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı sona erdi. Dört gün boyunca markalar ile yatırımcı adayları arasında yoğun birebir görüşmeler yapılırken; uluslararası büyüme, doğru yatırımcı seçimi, lokasyon, kurumsallaşma ve sürdürülebilir franchise modelleri fuarın öne çıkan gündemini oluşturdu.

Medyafors organizasyonu ve Standards and Partners ana sponsorluğunda gerçekleştirilen fuar; gıda ve restoran zincirlerinden perakendeye, eğitimden gayrimenkule, lojistikten teknoloji ve hizmet sektörlerine uzanan geniş bir marka yelpazesini girişimci ve yatırımcılarla buluşturdu. Fuar boyunca standlarda yatırım bütçeleri, franchise ve bayilik şartları, lokasyon beklentileri, operasyon modelleri ve büyüme planları masaya yatırıldı. Bazı görüşmeler bayilik ve franchise anlaşmaları için takip sürecine taşınırken, katılımcı markaların fuar sonrasında da sürdüreceği yeni iş bağlantıları oluştu.

Doğru yatırımcı, doğru sistem ve doğru lokasyon öne çıktı

Fuarın ilk gününden itibaren ortaklaşan mesaj, franchise büyümesinin yalnızca yeni şube açmakla ölçülemeyeceği oldu. Açılışta Medyafors Fuarcılık İcra Kurulu Başkanı Serhan Erem, organizasyonu “24 yıldır değeri artarak devam eden bir buluşma” olarak tanımladı. Franchise Market Talks oturumlarında ise yatırımcı yeterliliği, kapanan şube verilerinin izlenmesi, şeffaf sözleşme ve maliyet yapısı, çalışan sürekliliği, veri temelli lokasyon seçimi ve merkez-franchisee ilişkisinin uzun vadeli sorumluluk boyutu öne çıktı. Sektör temsilcileri, sermayenin tek başına yeterli olmadığı; sürdürülebilir büyümenin sistem, operasyon disiplini ve doğru eşleşmeyle mümkün olduğu görüşünde birleşti.

Franchise Market Talks 17 oturumla sektörün büyüme gündemini sahneye taşıdı

Branding Türkiye stratejik partnerliğinde ilk kez gerçekleştirilen Franchise Market Talks – Ekosistemin Fikir Sahnesi, dört günde 17 oturuma ev sahipliği yaptı. İlk gün Özcanlar Köfte’nin 73 yıllık büyüme deneyimi, Mr. Okay’ın 40 yıllık kozmetik ve pazarlama yolculuğu, BAE franchise ve yatırım ekosistemi ile yatırım-sermaye-kurumsallaşma başlıkları ele alındı. İkinci gün ticari etik ve lokasyon zekâsından Hollanda’da marka yaratmaya; Joad Lopez’in global büyüme deneyimlerinden Avrupa’ya açılmanın bürokratik ve operasyonel yol haritasına ve bir işletmeyi franchise zincirine dönüştürmenin hukuki altyapısına kadar geniş bir içerik işlendi.

Üçüncü gün franchise yatırımında beceri, risk, lokasyon ve zamanlama; çoklu marka yönetimi; çok şubeli operasyon; BNI’ın Türkiye’deki franchise modeli; yeni şube kararlarında lokasyon verisi ve saha tecrübesi ile Boom Cakes’in marka yolculuğu konuşuldu. Son gün ise franchise markaları için dijital görünürlük, itibar ve büyüme ile personele bağımlılığı azaltan standart ve akıllı işletme sistemleri gündeme taşındı.

Avrupa ve Körfez hattı uluslararası büyümenin iki ana başlığı oldu

Emirates Franchise Association heyetinin katılımı Türkiye ile BAE arasındaki master franchise, yatırım ve stratejik ortaklık imkanlarını fuarın uluslararası gündemine taşırken; “Franchise ile Avrupa’ya Açılmak: Şube Açmak mı, Pazar Kazanmak mı?” oturumu Türk markalarının Avrupa’da kalıcı büyümesi için ülke seçimi, yerel ortaklık, vergi ve idari yükümlülükler ile pazara uyum süreçlerinin birlikte planlanması gerektiğini ortaya koydu. Fuar boyunca yurt dışına açılmak isteyen markalar için ana mesaj, yalnızca bir şube açmanın değil, yerel pazarı doğru okuyarak uzun vadeli bir sistem kurmanın gerekli olduğu yönündeydi.

Fuar alanındaki temaslar yeni iş birliklerine dönüştü

Fuarın dört günü boyunca markalar yatırımcı adaylarıyla doğrudan temas kurarken, sektörel basında ve katılımcı marka paylaşımlarında yoğun ilgi, verimli görüşmeler ve yeni iş birliği temasları öne çıktı. Çoklu marka yönetiminden lokasyon analitiğine kadar farklı oturumların yatırımcı adaylarınca yakından takip edilmesi, fuarın yalnızca franchise fırsatlarının sergilendiği değil; karar süreçlerinin bilgi, veri ve deneyimle desteklendiği bir buluşma zemini oluşturduğunu gösterdi.

Fuar bitti, marka–yatırımcı teması devam ediyor

Bayim Olur musun? modelinde dört günlük fuar, yıl boyunca devam eden marka–yatırımcı iletişiminin yüz yüze buluşma noktası olarak konumlanıyor. Fuar öncesinde “Bizim en önemli tarafımız doğru ziyaretçiyle franchise veren markaları bir araya getirebilmek” diyen Medyafors Yönetim Kurulu Başkanı Özhan Erem’in vurguladığı yaklaşım, 2026 buluşmasında yatırımcı adaylarının markaları doğrudan incelemesi, koşulları karşılaştırması ve görüşmeleri fuar sonrasına taşımasıyla karşılık buldu. Fuar sürecinde kurulan temaslar ve franchise başvuruları bayimolurmusun.com.tr üzerinden devam edecek.

Devamını Oku

45 KURULUŞTAN CUMHURBAŞKANLIĞI’NA TÜTÜN KANUNU MEKTUBU

45 KURULUŞTAN CUMHURBAŞKANLIĞI’NA TÜTÜN KANUNU MEKTUBU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’den dört kuruluşun da aralarında bulunduğu 45 ulusal ve uluslararası kuruluş, yeni tütün kanunu hazırlığına ilişkin taleplerini Cumhurbaşkanlığı’na iletti. Kuruluşlar, taslağın kamuoyuna açıklanmasını, %100 dumansız hava sahası kuralının korunmasını ve tütün endüstrisinin yasama sürecinin dışında tutulmasını istedi.

Sağlığa Evet Derneği’nden yapılan yazılı açıklamada; bu yıl Nisan ve Eylül aylarında yazılı basında ve TV yayınlarında, tütün ürünlerine ilişkin yeni bir tütün kanunu hazırlandığı ve taslağın yakında TBMM’ye sunulacağı yönünde haberler yer aldığı belirtilerek, şöyle denildi:

“Halk sağlığı ve tütün kontrolü konusunda uzmanlığı bulunan ve savunuculuk yapan, dünyanın önde gelen 45 kuruluşu, 13 Eylül 2026 tarihinde bir gazetede yayımlanan konuya ilişkin haber üzerine bir araya gelerek Türkiye Cumhuriyeti hükümetine hitaben bir mektup kaleme aldı. Kuruluşlar, görüş ve destek almak üzere taslağın ve gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını, sivil toplumun ve halk sağlığı camiasının görüş ve katkı sunmasının sağlanmasını ve %100 dumansız hava sahası kuralının korunmasını talep etti.

Tütün endüstrisi yasama sürecinin dışında tutulsun

Mektupta ayrıca, Türkiye’nin de imzacısı olduğu Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nin 5.3 maddesi çerçevesinde, taslağın hazırlanması sırasında danışılan tüm kişi, kurum, ticari aktör ve sivil toplum kuruluşlarının kimliklerinin açıklanması, görüşme tutanaklarının yayımlanması ve tütün endüstrisinin yasama sürecinin dışında tutulması istendi. Uluslararası kuruluşların öncülüğünde yürütülen imza çağrısına Türkiye’den dört kuruluş da katılarak destek verdi. Toplam 45 kuruluşun imzasını taşıyan mektup, 6 Ekim 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı’na iletildi.”

Bu mektup, aşağıda yer alan kurumlar tarafından imzalanmıştır:

Action on Smoking and Health (ASH), ADEC, African Tobacco Control Alliance (ATCA), Aktionsbündnis Nichtrauchen e.V., ASH Canada, ASH Scotland, UK, Asociația pentru Chirurgie Toracică Modernă în Craiova, Association For Promotion Sustainable Development, Cancer Control Office, King Hussein Cancer Center, Cancer Society Auckland Northland New Zealand, Children’s Environmental Health Foundation CEHF, Citizens Assisting Relief Efforts (CARE), CLAS Coalition for Americas’ Health, Comité national contre le tabagisme, CNCT, Corporate Accountability, DABO Detroit, Dr. Hafız Cemal Vakfı, Fowenguep Foundation, Green Crescent Health Development Initiative, Healthier Lyon County, Healthy Romania Generation 2035 Association, İnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı, İstanbul Verem Savaşı Derneği, Making It Count, Malaysian Pharmacists Society, Malaysian Women’s Action for Tobacco Control and Health (MyWATCH), Meqoamia Community Development Organization, Mozambican Association of Public Heath, Ñande Bolivia, Norwegian Cancer Society, ONG La Grande Puissance de Dieu, Sağlığa Evet Derneği, Sauti ya Mtoto Foundation, Slovenian Coalition for Public Health, Environment and Tobacco Control, South African Tobacco-Free Youth Forum (SATFYF), Southeast Asia Tobacco Control Alliance, Swiss Association for Tobacco Control, Tanzania Tobacco Control Forum (TTCF), TIME – for a nicotine-free future, Tobacco & Nicotine Free Life Coalition, Tobacco Control Alliance of Georgia, Tobacco Free Association of Zambia, Tobacco Free Portfolios, Zambia Heart and Stroke Foundation

Devamını Oku

Başkan Baydemir: İki Yıllık Mağduriyet Bitsin

Başkan Baydemir: İki Yıllık Mağduriyet Bitsin
0

BEĞENDİM

ABONE OL

YENİ Parti Diyarbakır Yenişehir İlçe Başkanı Erdil Baydemir, Gürdoğan Mahallesi 495. Sokak’ta bulunan Seyrantepe TOKİ menfez bağlantı yolunun yaklaşık iki yıldır asfaltlanmadığı yönündeki şikâyetleri gündeme taşıdı. Mahalle sakinlerinin uzun süredir çözüm beklediğini belirten Baydemir, ulaşım sorunlarının vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkilediğini ifade ederek ilgili kurumlara kalıcı çözüm çağrısında bulundu.

İKİ YILLIK BEKLEYİŞ SONA ERMELİ

Gürdoğan Mahallesi’nde yaşayan vatandaşların yolun asfaltlanması için çeşitli başvurularda bulunduğunun ifade edildiğini belirten Baydemir, temel belediyecilik hizmetlerinde yaşanan gecikmelerin kabul edilemeyeceğini söyledi.
Baydemir şunları söyledi:
“Bir mahallede vatandaşlarımız yaklaşık iki yıldır yolunun yapılmasını bekliyorsa burada üzerinde durulması gereken ciddi bir hizmet sorunu vardır. İnsanlarımızın yaşadıkları mahallede güvenli ve rahat ulaşım imkânına kavuşması en temel haklarından biridir. Vatandaşımızın talebi lüks bir yatırım değil, günlük hayatını kolaylaştıracak asfalt bir yoldur. Bu kadar temel bir ihtiyacın yıllarca çözümsüz kalması doğru değildir.”

VATANDAŞIN GÜNLÜK YAŞAMI ZORLAŞIYOR

Yol sorunlarının yalnızca ulaşım konforuyla sınırlı olmadığını vurgulayan Baydemir, bozuk ve asfaltlanmamış yolların özellikle yağışlı dönemlerde vatandaşlar açısından güçlük oluşturabileceğine dikkat çekti.
“Yollarımızın durumu çocuklarımızın okula ulaşımını, yaşlılarımızın günlük yaşamını ve araç kullanan vatandaşlarımızın güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor. Yağışlı havalarda çamur, kurak dönemlerde toz sorunu yaşanması ihtimali bile bu tür yolların neden öncelikli olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Mahalle sakinlerimizin talepleri dikkate alınmalı, gerekli teknik incelemeler yapılarak sorunun çözümü için somut adımlar atılmalıdır.”

SORUMLU KURUMLAR TAKVİM AÇIKLAMALI

Bağlantı yolunun hangi kurumun sorumluluk alanında bulunduğunun netleştirilmesi gerektiğini belirten Baydemir, kurumlar arasındaki yetki tartışmalarının vatandaşların hizmet almasını geciktirmemesi gerektiğini ifade etti.
Baydemir, “Gürdoğan Mahallesi’ndeki bu yolun sorumluluğu hangi kurumdaysa gerekli çalışmayı o kurum gerçekleştirmelidir. Vatandaşlarımız kurumlar arasında çözüm aramak zorunda bırakılmamalıdır. Yolun mevcut durumu incelenmeli, asfaltlama için gereken işlemler tamamlanmalı ve mahalle sakinlerine açık bir çalışma takvimi sunulmalıdır. Yenişehir’in her mahallesi eşit hizmeti hak ediyor. Bizim amacımız polemik oluşturmak değil, vatandaşlarımızın yaşadığı sorunların çözülmesini sağlamaktır. İki yıllık bekleyişin artık sona ermesini istiyoruz. YENİ Parti olarak mahallelerimizin sorunlarını gündeme taşımaya ve çözüm süreçlerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

İHRACATTA REKOR VAR, İHRACATÇIDA ALARM VAR!

İHRACATTA REKOR VAR, İHRACATÇIDA ALARM VAR!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar: “İhracatımız büyüyor ancak ihracatçımızın üzerindeki maliyet ve finansman baskısı hafiflemiyor. Rakamların başarısını, işletmelerimizin gücüne dönüştürmek zorundayız.”

Türkiye’nin eylül ayı dış ticaret verileri, ihracatta önemli bir başarıya işaret ederken ekonominin yapısal sorunlarının devam ettiğini de ortaya koydu. Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hakan Çınar, açıklanan rakamların umut verici olduğunu ancak ihracatın sürdürülebilirliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Eylül ayında ihracatın yüzde 15,4 artarak yaklaşık 26 milyar dolara ulaşmasını değerlendiren Çınar, aynı dönemde ithalatın 31,2 milyar dolar, dış ticaret açığının ise 5,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğine dikkat çekti.

Çınar, Eylül ayındaki olumlu tablonun yılın tamamına ilişkin sorunları gölgelememesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Eylül ayında ihracatımızın güçlü bir artış göstermesi hepimiz için sevindiricidir. Ancak bir aylık başarıya bakarak dış ticarette bütün sorunlarımızın çözüldüğünü düşünemeyiz. Çünkü ihracatçımız hâlâ yüksek maliyetlerle, pahalı finansmanla ve giderek sertleşen uluslararası rekabetle mücadele ediyor. Rakamlar büyüyor ama ihracatçımızın hareket alanı aynı ölçüde genişlemiyor.”

“İhracat artışını kalıcı pazar payına dönüştürmeliyiz”

2026 yılının ilk dokuz ayında ihracatın yaklaşık 211 milyar dolara ulaşmasına rağmen ithalatın 282 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini ve dış ticaret açığının 71 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Çınar, Türkiye’nin dış ticaret stratejisinin yalnızca ihracat artışına odaklanmaması gerektiğini söyledi.

“İhracatta aylık rekorlar elbette önemlidir. Ancak esas mesele, bu artışın ne kadarının kalıcı pazar payına, yüksek katma değere ve sürdürülebilir kazanca dönüştüğüdür. Bir ülkenin ihracat başarısını yalnızca sattığı ürünlerin toplam değeriyle ölçemeyiz. O ürünlerin ne kadarını yerli kaynaklarla ürettiği, ne kadar döviz kazancı sağladığı ve firmalarının uluslararası rekabette ne kadar güçlendiği de önemlidir.”

“İhracatçının en büyük sorunu artık sadece sipariş bulmak değil”

Türk ihracatçısının küresel pazarlarda ciddi bir mücadele verdiğini ifade eden Çınar, finansman maliyetleri, işletme sermayesi ihtiyacı, enerji, işçilik ve lojistik giderlerinin birçok sektörde rekabet gücünü sınırlandırdığını vurguladı.

Çınar, özellikle kur ve maliyet arasındaki dengenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bugün ihracatçılarımızın önemli bir bölümü yalnızca yeni sipariş bulmayı değil, aldığı siparişi hangi maliyetle üreteceğini ve hangi kâr marjıyla teslim edeceğini de hesaplamak zorunda. İçeride maliyetler yükselirken uluslararası pazarlarda fiyat rekabeti giderek sertleşiyor. Bu durum özellikle emek yoğun sektörlerimiz üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. İhracatçı satış yapabiliyor ama yeterince kazanamıyorsa orta ve uzun vadede üretim kapasitesini, istihdamını ve pazar payını korumakta zorlanabilir.”

“Destekler ihracatçının hayatını kolaylaştırmalı, yeni yükler oluşturmamalı”

Dış ticaret desteklerinin sadeleştirilmesi ve uygulamada öngörülebilirliğin artırılması gerektiğini belirten Çınar, döviz dönüşüm desteği gibi mekanizmaların ihracatçının nakit akışını güçlendirecek şekilde düzenlenmesinin önemine değindi.

“İhracatçının ihtiyacı yalnızca yeni teşvikler değildir. Mevcut teşviklere hızlı, kolay ve güvenilir biçimde erişebilmek de en az teşvikin kendisi kadar önemlidir. Karmaşık prosedürler, belirsiz uygulamalar ve zaman kayıpları desteklerin etkisini azaltabiliyor. İhracatçıyı desteklemek istiyorsak önce onun önündeki gereksiz maliyetleri ve bürokratik engelleri kaldırmalıyız.”

“Türkiye’nin dış ticarette yeni bir başarı hikâyesine ihtiyacı var”

Türkiye’nin yalnızca üretim ve ihracat kapasitesiyle değil, coğrafi konumu ve lojistik altyapısıyla da önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Çınar, transit ticaret, serbest bölgeler ve bölgesel dağıtım merkezlerinin dış ticaret stratejisinin daha güçlü bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi.

“Türkiye, Avrupa ile Asya arasında yalnızca ürün taşıyan bir ülke değil, ticareti yöneten bir merkez olabilir. Bunun için gümrük süreçlerini hızlandırmalı, transit ticareti kolaylaştırmalı, serbest bölgelerimizi daha etkin kullanmalı ve lojistik maliyetlerimizi rekabetçi seviyelere çekmeliyiz. Küresel tedarik zincirleri yeniden şekillenirken Türkiye’nin bu fırsatı kaçırma lüksü yok.”

“Artık rakamların değil, rekabet gücünün büyümesini konuşmalıyız”

DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, açıklamasını ekonomi yönetimine ve dış ticaretin tüm paydaşlarına yönelik yapıcı bir çağrıyla tamamladı:

“İhracatımızın büyümesi hepimizin ortak hedefidir. Ancak sürdürülebilir başarı için finansmana erişimden üretim maliyetlerine, gümrük süreçlerinden teknolojik dönüşüme kadar bütün alanlarda eş zamanlı adımlar atılması gerekiyor. Kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları aynı hedef doğrultusunda hareket etmelidir.

Bugün rekorları kutlarken yarının rekabet gücünü de inşa etmek zorundayız. Çünkü Türkiye’nin geleceğini yalnızca ihracat rakamlarının büyüklüğü değil, ihracatçılarının dünya pazarlarındaki gücü belirleyecektir.

İhracat rekorlarıyla övünelim, ancak ihracatçının sorunlarını da görmezden gelmeyelim. Unutmayalım, güçlü ihracat rakamları ancak güçlü ihracatçılarla kalıcı hale gelir.

Dr. Hakan Çınar
Dışyönder Yönetim Kurulu Başkanı

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Dost Siteler Tanıtım Yazısı - Evden eve nakliyat